Skip to content

Kendini Sevmeyi Öğrenmek: Nasıl Olur?

Kendinize duyduğunuz sevgiyi ve saygıyı korumak, hayatınızı daha keyifli, huzurlu ve verimli geçirmenin temel yoludur.

“Kendinizi sevin!” sözü; kişisel gelişim kitaplarının, filmlerin, dizilerin ve şarkıların sıklıkla işlediği bir mesajdır. Oldukça sık karşınıza çıktığı için artık size içi boşalmış ve son derece klişe bir motto olarak görünebilir. Ne var ki kendini sevmek ve kendine saygı duymak, bir insanın yaşam yolculuğunda doğru adımları atabilmesi için gereken temel yapı taşları arasındadır. Yaşamınız boyunca etrafınızda sevdiğiniz birçok insan olur, siz de onlardan güç alır, yaşamayı onlarla daha keyifli ve anlamlı hale getirirsiniz. Ancak bu yaşam yalnızca sizindir ve tektir. Hayatınızı, bedeninizi ya da ruhunuzu başka bir insanınkiyle değiştiremeyeceğinize göre, ancak kendinizi severek ve kendinizle barışarak yaşamdan keyif alabilirsiniz.

Hayat sevinçlerle, heyecanlarla ve coşkuyla olduğu kadar; hüzünlerle ve hayal kırıklıklarıyla da dolu bir serüvendir. Ruh ve beden bütünlüğünüzü kabul ederek kendinizi sevdiğiniz takdirde, tüm bu serüveni hakkıyla ve dolu dolu geçirebilirsiniz. Kısacası insanın kendini sevmesi, her yeni güne mutlu ve huzurlu şekilde uyanabilmek için hayati öneme sahiptir. Peki, kendini sevmenin yolları nelerdir? Gelin, bu sorunun cevaplarını beraberce bulalım. 

Hayal Kurmaktan Vazgeçmeyin

 

Birçok insan, kendini oldukça subjektif ve acımasız bir noktadan değerlendirir. Başarılarından çok başarısızlıklarına, hayallerinden çok düş kırıklıklarına odaklanarak kendini yargılar. Ancak hiç kimsenin hayatı yalnızca başarılardan ve becerilerden ibaret değildir. Hayalleriniz ve umutlarınız, sizi siz yapan, geleceğinizi şekillendiren basamaklardır. Bu nedenle kendinizi acımasız şekilde yargılamayı bırakmalı, hayallerinizden vazgeçmemelisiniz. Her kurduğunuz hayalin gerçeğe dönüşmeyeceğinden mi korkuyorsunuz? Varsın, dönüşmesin. Hayal kurmayı bırakmadan ve cesaretinizi yitirmeden attığınız her adım, sizi yepyeni yollara çıkarabilir.

 

Hatalarınızı Sevin ve Onları Gözden Geçirin

 

Boşuna söylememişler “Hatasız kul olmaz!” diye. Hiç hata yapmadığını iddia eden bir insanla daha önce karşılaştınız mı? Bu insan çok kibirli ya da yalancı olabilir, ancak asla hiç hata yapmamış değildir. Sosyal medyanın hayatımızın bir parçası haline gelmesiyle daha da ön plana çıkan “süper hayatlar ve insanlar” gerçek değil. Üstelik hatalar, onlardan ders almayı öğrendiğiniz sürece, sizi hep daha ileriye taşıyan tecrübelere dönüşebilir. Bu nedenle kendini sevmeyi öğrenmek, hatalarınızla barışmakla ve onlardan ders çıkarmakla başlar. Hata yapmaktan korkmayın, aynı hatayı ikinci kez tekrarlamaktan kaçının. Hatalarınız da sizi siz yapan bileşenler arasındadır.

 

Kendinizi Dinlemek İçin Zaman Ayırın

 

Gündelik hayatın yoğun temposu içinde bazen bir iki dakika durup düşünmeye bile vaktiniz olmuyor, değil mi? Boş zamanlarınızı da haklı olarak sevdiklerinizle vakit geçirmek ya da sevdiğiniz aktiviteleri yapmak için değerlendiriyorsunuz. Peki, en son ne zaman zihninizle baş başa kaldığınızı ve kendinizi dinlemeye zaman ayırdığınızı hatırlıyor musunuz? Yalnız kalmak bir mecburiyet değil, tercih olduğunda korkutucu değildir. Aksine, kendinize zaman ayırmanız içsel yolculuğunuz açısından büyük önem taşır. Elbette sosyal yaşamınızı da dilediğinizce sürdürmelisiniz. Ancak bazı zamanlarda kendinize zaman ayırabilir, kendinizi keşfedebilirsiniz.

 

Öğrenme Hevesinizi Kaybetmeyin

 

Her daim öğrenmeye açık olmak ve kendinizi yeni bilgilerle donatmak, yaşam motivasyonunuzu yüksek tutmanın temel yollarından biridir. Kitapların büyülü dünyasına dalabilir, yeni hobiler keşfedebilir, daha önce gitmediğiniz yerlere seyahatler düzenleyebilir, böylelikle tecrübelerinizi ve bakış açınızı genişletebilirsiniz. Öğrenmenin yaşı olmadığı gibi, sonu da yoktur. Kendinizi geliştirdikçe özgüveninizi ve öz saygınızı artırabilir, yaşamdan daha çok keyif alabilirsiniz.

 

Sağlıklı Bir Yaşam Sürmeye Özen Gösterin

 

Mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmenin ilk prensiplerinden biri, ruh ve beden sağlığınızı korumaya özen göstermektir. Sağlıklı beslenmek, yeterli miktarda su içmek, daha hareketli bir yaşam tarzını benimsemek ve mümkünse düzenli olarak spor yapmak; yaşam enerjinizi doğrudan artırır. Böylelikle sebepsiz halsizliklerden ve mutsuzluk hissinden kaçınabilir, her sabah güne daha enerjik ve motive bir şekilde başlayabilirsiniz.

 

Sizi Yıpratan İlişkilerden Uzak Durun

 

Her insanın karşısına yıpratıcı, yorucu, kısıtlayıcı ve kötü niyetli kişiler çıkabilir. Üstelik bu tip insanların niyetini ya da sizde bıraktığı etkileri ilk etapta fark etmekte zorlanabilirsiniz. Ancak sizinle toksik ilişkiler kuran insanlarla iletişiminizi sürdürmek, kendinize duyduğunuz saygıyı ve sevgiyi de olumsuz anlamda etkileyebilir. Yakın çevrenizi, iş arkadaşlıklarınızı, ilişkinizi veya samimi olduğunuzu düşündüğünüz dostlarınızı gözden geçirmeye ne dersiniz? Size karşı hiçbir kötü niyet beslemese de hayata çok karamsar bir yerden baktığı için sizin de enerjinizi sömüren ya da doğrudan sizi kısıtlamaya ve başarılarınızı önlemeye çalışan insanları hayatınızda tutmaktan vazgeçebilirsiniz. İletişim kurmak zorunda olduğunuz kişilerle de aranızdaki diyaloğu azaltabilir ve aranıza biraz mesafe koyabilirsiniz.

 

Kendinizi Başkalarıyla Kıyaslamayın

 

Her insanın yaşam serüveni özeldir, tektir ve benzersizdir. Toplumun size dayattığı kurallar ve ilkeler, kendinizi daha acımasız şekilde yargılamanıza neden olabilir. Kendinize olan sevginizin ve saygınızın azalmasının nedenleri arasında kendi yaşamınızı, başarılarınızı ve amaçlarınızı başka insanların hayatıyla karşılaştırmanız da yer alabilir. Oysa hayatınızdaki hiç kimseyi, sandığınız kadar iyi tanımıyor olabilirsiniz. Son derece güzel ve başarılı bir yaşam sürdüğünü düşündüğünüz insanların dış dünyaya göstermekten kaçındığı problemleri, sorunları ve kaygıları olabilir. Bu nedenle kendinizi kimseyle kıyaslamamalı, yalnızca kendi yaşamınızı daha verimli ve keyifli şekilde sürdürmeye odaklanmalısınız. Bir insandan daha güzel, daha başarılı ya da daha iyi olmanıza gerek yok. Siz kendi hayallerinize ve kendinize koyduğunuz hedeflere odaklanmalısınız.

 

İdeal Güzellik Algısına Kulak Asmayın

 

Sosyal medyanın hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmasıyla birlikte, toplumda dayatılan ideal güzellik ve beden algısı da birçok insanın kendine olan sevgisini ve saygısını doğrudan etkiledi. Elbette sağlıklı bir yaşam sürmeniz, her şeyden daha önemli. Ancak beden ve ruh sağlığınızı olumsuz anlamda etkileyecek bir unsur söz konusu olmadığı sürece, size dayatılan güzellik algısının psikolojinizi etkilemesine izin vermemelisiniz.

 

Başta sosyal medya olmak üzere birçok platformda, kendine başka insanları yargılamayı ve onlar hakkında fikir beyan etmeyi hak gören zorbalar çıkabilir. Oysa dünyada hiç kimsenin, başka bir insana hakaret etmeye ya da onun psikolojisini olumsuz anlamda etkilemeye hakkı yoktur. Çoğunlukla bu tip davranışlarda bulunan insanlar, kendi yaşamlarındaki kıskançlık duygusunu ya da kompleksleri örtbas etmek için bu yola başvurur.

 

Sizi eleştiren, yapıcı yorumlarda bulunan ve fikirlerine değer verdiğiniz insanların sözlerini elbette önemsemelisiniz. Ancak sizi yeterince tanımayan, hayatınız hakkında yorum yapma hakkı bulunmayan ve hiçbir iyi niyet göstergesi çerçevesinde hareket etmeyen kişilerin söylediklerinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Hele ki kimliğini gizleyerek sizi huzursuz etmeye çalışan ve size bir algıyı dayatma peşinde olan insanlara asla prim vermeyin. Çünkü size gerçekten değer veren insanlar, sizin hakkınızda olumsuz eleştiriler yapacak olsalar bile bu eleştirileri incitici bir yolla size iletmezler.

 

Bu tip durumlarda kendinize güvenmeli, gülüp geçmeyi öğrenmeli ve karşınızdaki insanları ciddiye almaktan kaçınmalısınız. Siz, olduğunuz gibi çok güzelsiniz ve kendi bedeninizle ya da yaşamınızla ilgili kararları ancak siz verebilirsiniz. Kendinizi sevmeyi öğrendiğiniz sürece hayatınızı çok daha huzurlu, keyifli ve verimli şekilde geçirebilirsiniz. 

Diğer Makalelerimiz